Celtics'le Hornets'in , J.O'neal - David West takası yapmaya çok yakın olduğu konuşuluyor . Bunu duyan Jermaine O'neal da Celtics'i tehdit etmiş . Takas gerçekleşirse kendisi Hornets yönetiminden serbest bırakılmayı isteyip Miami'yle anlaşma yolları arayacakmış . Perkins'i gözü kırpmadan takas eden Danny Ainge kesin bu tehdit nedeniyle tir tir titriyordur . #yersen
10 Aralık 2011 Cumartesi
J.O'neal Tehdit Etti
9 Aralık 2011 Cuma
Big Baby Out , Brandon Bass In
Az önce açıklanan habere göre Celtics , sözleşmesi biten Glen Davis ile sözleşme imzaladı ve kendisini Brandon Bass karşılığında Orlando Magic'e takas etti . Davis'in Orlando'dan ne kadar ücret alacağı henüz belirsiz . Bass'in 1 sene opsiyonlu 2 senelik sözleşmesi var bu süre içinde sene başına 4 milyon $ kazanacak Celtics'ten.
İki oyuncu birbirine oldukça benzer özelliklere sahip . Özellikle istatistiki anlamda nerdeyse birbirlerinin ikizi : Brandon Bass'in geçen sezonki ortalamaları 11.2 sayı 5.6 ribaund . Davis'in geçen seneki ortalamaları 11.7 sayı 5.4 ribaund . ( Kariyer istatistiklerinde de aynı benzerlik var ) Bass , Davis'e göre biraz daha iyi bir şutör ve daha atlet . İyi bir rol ve takım oyuncusu . Celtics'in ihtiyaçlarını düşünürsek Davis'den daha uygun bir uzun olduğunu söylemek yanlış olmaz . Ayrıca Baby'nin sözleşmesi de muhtemelen Bass'ten daha tuzludur.(6-8 milyon arası olduğunu tahmin ediyorum . ) Umarım çok başarılı olur .
Big Baby , Celtics'e çok değerli hizmetler verdi ve terinin son damlasına kadar mücadele etti ama buraya kadarmış . Kendisini çok özleyeceğimiz kesin , umarım herşey istediği gibi olur . Kendisine bir kaç video ile veda edelim :
3 Aralık 2011 Cumartesi
Celtics Reggie Evans'ın Peşinde
Malum, sezonunun başlamasına kısa bir süre kaldı . Danny Ainge de çaylaklar dışında sadece 6 tane sözleşmeli oyuncusu bulunana Celtics'e takviye yapmak için çalışmalara başladı . Dedikodulara göre Celtics; Shane Battier, Carl Landry , Chuck Hayes gibi isimlerle ilgileniyor . Bugün o isimlere bir kişi daha katıldı : Reggie Evans
Ainge basın toplantısında ,kadroya katmak istedikleri oyunculara mini-mid level kontrat önereceklerini söylemişti . Bu da hayliyle teklif götürülebilecek oyuncu sayısını azalttı ve yetenek profilini küçülttü . Ama bu kadar olacağını tahmin etmemiştim. Reggie Evans ligin yetenek anlamında en zayıf oyuncularından biri . Ayrıca halk içinde ''beynini yemiş'' diye nitelediğimiz adamlardan biri . Tek artısı mücadelesi ve hırsı .
Takım olarak en büyük eksiğimiz hiç şüphesiz uzun pozisyonunda ama Reggie Evans bu eksiği giderme konusunda katkı verecek bir isim değil kesinlikle. Karakter olarak Celtics'te pek yabancılık çekmeyecektir ama bizim artık bu uzun sorununa daha kalıcı çözümler bulmamız gerekiyor . Belki Jeff Green'in kullanıldığı bir Nene Hilario takası denenebilir . Ayrıca ilgilenilen isimler içerisinde Carl Landry benim favorim ve Celtics'e çok katkı vereceğini düşünüyorum . Neyse efendim lokavtın bittiğine dair resmi anlaşma imzalandıktan sonra bazı şeyler daha net ortaya çıkmaya başlar .
2 Aralık 2011 Cuma
I Am a Celtic
2011-2012 sezonuna girilirken Boston Celtics "I Am a Celtic" sloganıyla başlattığı halkla ilişkiler çalışmasında anlatılan belli: hepimiz; oyuncular, takım, taraftar; Celtics'iz. Geçtiğimiz seneki "It's All About 18" tanıtımı da güzeldi lakin bu sefer ki muazzam olmuş. Özellikle Los Angeles ve Miami'ye yapılan göndermeler muhteşem.
I am not Hollywood
I am not South Beach
I am Causeway Street
Açık bir şekilde meydan okuma mevcut. Tarih olarak da, başarı olarak da, her şeyiyle Boston Celtics kimliği belirtiliyor. Ve bunu destekleyebilecek veriler mevcut elimizde. NBA'de en çok forma emekli eden, yani en çok efsaneye sahip olan, takım Celtics. En çok şampiyonluk yaşayan takım (17) Boston Celtics. Evet, sanırım tartışma sona ermiştir.
"I am lighting a cigar." diyerek ağzında purosuyla meşhur ölümsüz başkan Red Auerbach'ın unutulmadığını gösteren bir diğer video da bu. Burada özellikle dikkat çekmek istediğim şey ise ilk cümle: "I am not a passenger on a bandwagon." Amerikada "bandwagon fan" diye bir kavram var, bizdeki benzeri "iyi gün taraftarı" olabilir. Bu kavrama en uygun taraftar kitlesi de Los Angeles, Miami ve New York'ta mevcut. Eğer NBA'yi takip ediyorsanız mevzuyu zaten çok rahat anlarsınız. Boston'da, Chicago'da, Portland'da ya da Indiana'daki taraftar profiliyle, salon atmosferiyle, tezahürat-baskı gücüyle "bandwagon fan" dolu şehirlerinki aynı değil. En basitinden 2010-2011 sezonunda Miami taraftarının paylaştığı bu utanç sebebi fotoğraf var.
Boston'da hiçbir taraftara ne yapması gerektiğini söylemeniz gerekmez. Ne zaman bağırması gerektiğini, ne zaman yuhalaması gerektiğini, NE ZAMAN MAÇA GELMESİ GEREKTİĞİNİ (Şaşırmayın, Miami'de ikinci çeyreğin sonuna doğru salon dolar.) söylemeniz gerekmez. Los Angeles'ta, New York'taki gibi ünlüleriyle öne çıkmaz Boston.
Ben iki videoyu da çok sevdim. İzlerken lokavtın bitmesiyle yavaş yavaş forma giren ruh halim iyice gaza geldi. Benim gibi moda giren arkadaşlara sezonun ilk iki hazırlık maçı olan 18 ve 21 Aralık'taki Toronto Raptors maçlarını kaçırmamalarını tavsiye ederim.
30 Kasım 2011 Çarşamba
Ubuntu
2007-2008 sezonuna girerken tarihinin en kötü sezonlarından birini geride bırakan Boston Celtics, genel menajer Danny Ainge'in mucizeleri sayesinde yeni sezona şampiyonluk parolasıyla başlıyordu. Celtics'in kaptanı Paul Pierce'ın yanına Seattle'dan Jesus Shuttlesword adıyla nam yapmış kusursuz şutör Ray Allen ve Minessota ellerinden NBA'in en ateşli, en korkunç adamlarından Kevin Garnett eklenmişti. Kariyerlerinde en az on yılı geride bırakmış bu üç yıldızın Boston'da toplanmalarının yegane sebebi belliydi: yüzük. Sayısız kez All-Star seçilmiş, defalarca All-NBA kadrolarına dahil edilmiş, MVP, En İyi Savunma Oyuncusu, sayı krallığı ve benzeri bütün ödüllerde başarı kazanmış bu üçlünün tek eksiği parmaklarında parlaması için uğraştıkları o yüzüktü.
Ve Doc Rivers "Ubuntu"yu getirdi. Afrika Bantu dilinde kolektif başarının bireysel başarıdan önemli olduğunu vurgulayan bir terim. Bunu takımın her maç, her antrenman öncesi toplanıp ellerini birleştirerek bağırdığı "1,2,3,Celtics"in yerine koydu; 1, 2, 3, Ubuntu. Artık takımda hiç bir egonun hükmü kalmamış, herkes takımın yararına olan ne ise onun için uğraşıyordu. Kariyerlerinde 20 sayı ortalamasının altına düşmemiş yıldızlar artık istatistik peşinde değildi, egolarından arınmışlardı. Kenardan gelen Eddie House bile eline gelen topu potaya atmıyordu (en azından ilk topu). Takımın lideri kaptan Paul Pierce, savunmanın başlangıç noktası Kevin Garnett ve işleyişin kusursuzluğunu sağlayan Ray Allen'ın çevresinde oluşturulmuş, Rajon Rondo, Tony Allen ve Kendrick Perkins gibi genç, James Posey, PJ Brown ve Sam Cassell gibi tecrübeli oyuncuların yerleştiği bir kadro mevcuttu. Herkes takım için kendisinden fedakarlık etmekten çekinmiyor, görev aldığında terinin son damlasına kadar savaşıyordu. Bu, sezon sonunda gelen, LA Lakers'ı sahadan silerek alınan zaferin, şampiyonluğun mimarıydı. Ubuntu Celtics'in karakteriydi.
O günden beri geçen yıllar içerisinde takımda değişiklikler oldu: gelenler, gidenler, yaşlananlar, emekli olanlar, sakatlananlar... Şampiyonluğu tekrar yaşayamadık. 2010'da çok yaklaştık ancak yeterli olmadı. Artık şu anda varolan kadroyla yüzük hayalinin çok düşük bir ihtimal olduğunun da farkındayız, lakin bu neyi değiştirir? Önemli olan ruh değil mi? O geleneği yaşamak, yaşatmak değil mi? Boston'a adımını atan artık ne yapması gerektiğinin farkında. Kazanması önemli değil, ama o yeşil formayı giydiğinde terlemek, savaşmak zorunda olduğunu biliyor. Gerektiğinde kavga etmesi, gerektiğinde kan içinde* kalması gerektiğini biliyor. Ve eğer "Celtics taraftarıyım" diyorsanız bu kültüre, bu tarihe, bu geleneğe yakışmaya çalışın.
One, Two, Three, UBUNTU!
* "Kan içinde" derken gerçek anlamda kullandım.
28 Kasım 2011 Pazartesi
Yine, Yeni, Yeniden Celtics
![]() |
| Back in the business |
Bundan aylar önce New York Knicks'i süpürmemizin ardından cinnet geçirten, kalp ritmini sekteye uğratan bir seriden sonra Celtics'i eleyen Miami Heat yoluna devam etmiş, finallerde, tek tesellimiz olarak, Dallas Mavericks'e kaybederken Nowitzki ve arkadaşlarının şampiyonluğuyla son bulmuştu 2010-2011 NBA sezonu. Bunun ardından oyuncular birliği ve takım sahiplerinin anlaşamaması sonucu lokavt sürecine girilmiş, bir nevi NBA'de fetret devri başlamıştı. Tarafların arasındaki para muharebeleri sürerken biz de Avrupa basketbolunu takip etmek ya da eski vidyoları izleyerek geçmişi yad etmek, gelecek için iç geçirmekle geçirdik bu dönemi. Ta ki 26 Kasım sabahı gelen anlaşma haberine kadar.
NBA'de lokavtın son bulmasıyla beraber heyecan yeniden başlıyor. Aylardır hasret kaldığımız Celtics'e 25 Aralık gecesi kavuşuyoruz. Yeni sezona takımlarla beraber biz de hazırlanıyoruz hem mental, hem fiziksel anlamda (uykusuz kalma antrenmanları vs). Bununla beraber bir de organize olmaya karar verdik. Boston Celtics Türkiye blogu olarak şu ana kadar birçok sefer ayrı ayrı açılmış olup yarım kalan, devamı gelmeyen Celtics bloglarından birine daha imzamızı atmamak için daha organize, daha iddialı bir şekilde çalışacağız inşallah. Sizden de isteğimiz takip etmeniz, paylaşmanız ve eleştirmeniz.
26 Kasım 2011 Cumartesi
Let The Game Begin !
NBA'de lokavt bugün sona erdi . Heyecan 25 Aralık'ta başlıyor . Gecikme nedeniyle normal sezonda takımlar 82 maç yerine 66 maç yapacaklar. Yeni fikstür 9 Aralık tarihinde açıklanacak .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






